Sağlıklı, iyi görünen bir vücudun yaşam kalitesini ve yaşam coşkusunu da olumlu yönde etkilediği düşüncesiyle, kişiye özel medikal estetik uygulamaları ve tedavileri K-KLİNİK “ te.
Cildi yenilemeye yönelik kimyasal peeling uygulamaları Akne ve cilt lekelerine yönelik kimyasal peeling ve mikroenjeksiyon uygulamaları Cildi korumaya ve gençleştirmeye yönelik mezolifting uygulamaları PRP ve kök hücre uygulamaları Hatları kapatmaya ve yüzde dolgunluk sağlamaya yönelik dolgu uygulamaları Yüz, boyun ve dekoltede botoks ve mezobotoks uygulamaları Koltukaltı, el ve ayak terlemelerinde botoks uygulamaları Saç dökülmelerine yönelik saç mezoterapisiyle büyüme faktörleri ve kök hücre enjeksiyonları Estetik tıbbın günümüzde bu denli talep görmesinin en önemli nedeni, yaşlanmanın görünen etkilerini azaltarak, yaşam kalitesine katkıda bulunmasıdır. Kliniğimiz koruyucu ve önleyici tıp konsepti içerisinde, yaşamda aslolan onarmak değil, yıpratmamaktır anlayışını cilt uygulamalarına da yansıtmıştır. Kişiye özel proglamlanan cilt uygulamaları, cildin yıpranmasını önleyerek, yalnız bu gününü değil yarınlarını da korumayı amaçlamaktadır.
Bu amaçla hazırlanmış hyaluronik asit, antioksidanlar, vitaminler, mineraller, aminoasitler, nükleik asitler, peptitler, cilt ile ilgili büyüme faktörleri ve kök hücreler özel karışımlar halinde yüz, boyun, dekolte ve el sırtı gibi bölgelerde mikroenjeksiyon yöntemiyle deri içine enjekte edilir.
İlk beklenen etki; ışıldıyan pırıltılı bir cilt görüntüsüdür.
İkinci etki; lifting etkisi olup, cildin belirgin şekilde gerginleştiği duygusu vardır.
Üçüncü etki ise; ciltteki dolgunluk etkisi olup, ilk seanslarda geçici olan bu etki seans sayısıyla birlikte, kollagen yıkımındaki azalma ve yapımındaki artış nedeniyle, kollagen düzeyinde kanıtlanmış artışa bağlı olarak kalıcı hal alır.
Seans sayısı ve sıklığı cildin durumuna, yaşa ve yaşam hijyenine bağlı olarak 6-8 seanslık atak tedaviyi takiben 2-3 ayda bir tekrarlanan tek seanslık rapeller şeklinde uygulanır. Deri içi mikroenjeksiyon yöntemi cilt yaşlanmasını önlemede, özellikle güneş ve sigara gibi yaşlanma sürecini hızlandıran eksogen faktörlere karşı cildi korumada çok değerli bir yöntemdir.
Bu yöntem; kimyasal peeling, dolgu, botox ve fotorejuvenasyon gibi yöntemlerle kombine edilerek neştersiz mükemmel sonuçlar sağlanabilir.
SELÜLİT MEZOTERAPİSİ
Bölgesel incelme ve selülit için kullanılan mezoterapi yönteminde dolaşım düzenleyici, yağ eritici ve cildin elastikiyetini sağlayıcı ilaçlar bir karışım halinde problemli bölgede cilt içine 4 mm uzunluğunda özel iğnelerle ve 1 cm arayla mikro doz enjeksiyonlar şeklinde, çok küçük miktarlarda enjekte edilir.
Mezoterapi yöntemi ile verilen ilaçlar, selülitli bölgeye direkt etki ederek ödemi çözer, selülitli yağ hücrelerinin damar üzerine yapmış olduğu basıncı kaldırır. Bozulmuş olan kan ve lenf dolaşımı düzene girer. Bu suretle yağ hücreleri ile dolaşım arasındaki bozulan ilişki tekrar kurulur ve lokal metabolik alışveriş başlar.
En önemlisi yağ yıkımı yani lipoliz olayının tekrar başlamasıdır ki, bu suretle hücrelerin içinde depolanmış olan yağlar serbest yağ asitlerine ayrılır ve vücut tarafından tekrar kullanılabilir hale gelirler. Tedavi süresince yapılacak diyet ve egzersiz desteğiyle bu yağlar vücudun enerji ihtiyacı için tüketilirler. Kişi bölgesel olarak yağlarını kaybettiğinden kısa sürede istenilen forma ulaşılır.
Selülit ve yağlanmanın derecesine göre 10-12 seanslık tedavi yeterlidir. Seans sıklığı haftada 1 kezdir.Tedavi tamamlandıktan sonra gerek görülürse başlangıçta ayda bir yapılan ve giderek seyrekleşen tek seanslık rapel uygulamalarıyla formun sürekliliği sağlanır.
Unutulmaması gereken önemli gerçek, kilo vermekle bölgesel yağlanmanın tamamen çözüme kavuşamıyacağıdır.
Zira depo yağlar olarak adlandırılan ve vucudun belirli bölgelerinde toplanan yağlar reseptör farklılıklarından dolayı kilo vermeye karşı dirençlidir.Bu bölgesel direnç, kilo vererek ideal görünüme kavuşma beklentisinin önündeki en büyük engeldir. Ancak bölgesel uygulanacak yöntemlerle bu yağlar yıkılarak, kişinin arzuladığı görünüm sağlanabilir.
Unutulmamalıdır ki bu fizyolojik harmoni kişinin psikolojisini, sosyal performansını ve yaşam kalitesini direkt etkileyecektir. Sorun bölgesel incelmeyse en etkili çözüm lipolitik mezoterapidir.
SAÇ DÖKÜLMELERİNDE MEZOTERAPİ UYGULAMALARI
İnsan organizmasının en küçük yapıtaşı olan hücreler, medana getirdikleri organizmanın kaderini paylaşırlar. Tıpkı onun gibi yaşar, çoğalır, yaşlanır ve ölürler. Aslında insanın yaşam kalitesi hücrelerinin sağlığı ve yaşam süresiyle yakın ilişkidedir.
Bu bağlamda saç hücreleri diğer hücrelerimizden ayrı düşünülemez. Onlarında diğer hücrelerimiz gibi kendilerine özgü sağlık sorunları ve yaşam süreleri vardır. Saç hücrelerimizin yaşam kalitesini arttırmada ve onları hayata bağlamada mezoterapik yolla yapılan saçlı deri enjeksiyonlarının, diğer yöntemlere nazaran tartışılmaz bir üstünlüğü vardır.
Saçın dökülmesi günlük hayatımızda fizyolojik olarak devamlı meydana gelen bir olaydır. Fakat hiçbir zaman saç dökülmesi, bütün kıl folikülleri için eş zamanda olmaz. Normal bir şahısta saç miktarının ortalama 150.000 kıldan ibaret olduğu düşünülür. Bu da her santimetre kareye 200-300 tel saç demektir. Günde 50-100 tel saçın dökülmesi normaldir. Fakat saç düştüğü zaman sadece kökü ve korpusu düşer. Folikülün dibindeki küçük papilla düşen saçın yerine yeni bir saç sürmesini sağlayacak durumdadır.
Bir saç teli doğumdan ölümüne kadar 3 evreden geçer;
Anagen faz (Sürme safhası) Katagen faz (Gerileme safhası) Telogen faz (Dökülme safhası) Anagen fazda saçlar geniş bir köke sahiptir. Bu fazda saç kökü ortalama 2-4 yıl boyunca devamlı keratin üretir.
Katagen fazda saçların kökleri pamuk sapı gibi şişkindir. Keratin üretimi durmuştur. Ortalama 1 ay sürer.
Telogen fazda saç kökü hayatiyetini kaybetmiş olup, epitelyal bir katman altında açık renkli, küçük bir kitle olarak görülür. Ortalama 2-3 ay süren bu fazın sonunda, kıl folükülünün yeniden faaliyete geçerek, yeni saç üretmeye başlamasıyla eski saç dökülür ve yerine yenisi çıkar.
Anagen fazın % 80 i ve Telogen fazın % 20 den azını oluşturduğu tablo normal bir saç formülünü meydana getirir. Herbir saç kökü yaşam boyu bu evreleri yaklaşık olarak 50 kere tekrarlamaya genetik olarak programlanmıştır. Ancak çeşitli sebeplerle anagen fazın kısalması sonucu, bu elli mitozluk ömür yıllar içerisinde erkenden tüketilerek kalıcı saç kayıpları ortaya çıkmaktadır.
Saç dökülmeleri arasında, günümüzde en sık rastlanan androgenik saç dökülmeleri olup, mezoterapi tedavisinden fayda görürler.
Mezoterapi yönteminin üstünlükleri, souçların hızlı ve kesin oluşu, herhangi bir risk içermemesi, ilaçların küçük dozlarda kullanılması ve etkisinin saçlı deriyle sınırlı kalması şeklinde özetlenebilir.
Son yıllarda büyüme faktörleri ve kök hücre uygulamaları sayesinde saç mezoterapisinden alınan sonuçlar gayet tatmin edicidir. En önemlisi sonuçların uzun süre kalıcılığını korumasıdır.
Akut vakalarda ilk 4 seans haftada bir, sonraki 4 seans iki haftada bir olmak üzere genellikle 3 ay'a yayılmış 8 seanslık bir atak tedavi yeterli olmaktadır. Kronik vak'alarda ise bu atak tedavinin önce ayda bir, daha sonra 2-3 ayda bir giderek seyrekleşen rapellerle desteklenmesi uygundur.
|